Gümüşhane, coğrafi konumu itibarıyla İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan en kritik kapı. Her yıl milyonlarca araç şehrimizin içinden geçip gidiyor. Ancak acı olan şu ki; Gümüşhane bu devasa hareketlilikten hak ettiği payı alamıyor. Şehir, sadece bir “tabela ve yakıt ikmal noktası” olarak görülmekten kurtulup, neden bir turizm markasına dönüşemiyor?
Nabız29 – Özel Analiz
Gümüşhane, coğrafi konumu itibarıyla İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan en kritik kapı. Her yıl milyonlarca araç şehrimizin içinden geçip gidiyor. Ancak acı olan şu ki; Gümüşhane bu devasa hareketlilikten hak ettiği payı alamıyor. Şehir, sadece bir “tabela ve yakıt ikmal noktası” olarak görülmekten kurtulup, neden bir turizm markasına dönüşemiyor?

Erzincan’dan gelen biri için Karadeniz’e açılan ilk pencere, Trabzon’dan gelen için ise bozkıra açılan ilk kapıyız. Bu stratejik konum, dünyada birçok şehri zengin etmişken; bizde sadece bir trafik yoğunluğundan ibaret. Şehrin giriş ve çıkışlarında Gümüşhane’nin marka değerini, yöresel lezzetlerini ve doğal güzelliklerini ön plana çıkaracak, insanları durduracak o “vizyoner dokunuş” nerede?

Şehrin hakim noktalarına yapılan seyir terasları, Gümüşhane’nin o eşsiz coğrafyasını izlemek için büyük bir fırsat. Ancak sadece teras yapmak yetmiyor. Bu noktaların sosyal donatıları, ulaşım kolaylığı ve yerli-yabancı turisti cezbedecek işletme kalitesi eksik kalıyor. Vatandaşın ve turistin oraya çıktığında “İyi ki buradayım” diyebileceği bir atmosferi hala tam anlamıyla kuramadık.

Gümüşhane’nin savunma hattı olan tarihi kalelerimiz, şehrin tapu senetleridir. Ancak bugün baktığımızda, kale yollarının yapımı ve halka açılması noktasında büyük bir eksiklik görüyoruz. Tarihimizi turizme kazandırmak yerine, yolların bozukluğu veya bakımsızlık nedeniyle bu değerleri adeta saklıyoruz. O yolların modern bir şekilde yapılıp turiste açılması, şehre sadece tarih değil, ekonomik canlılık da katacaktır.
Gümüşhane, sadece bir “yol üstü şehri” değildir. Karadeniz’in saklı bahçesi, tarihin ve doğanın kucaklaştığı bir açık hava müzesidir.
Peki, komşu illerimiz bir yaylayı pazarlayarak binlerce turist çekerken, biz neden bu devasa listeyle turizm istatistiklerinde geride kalıyoruz?
Çevre iller, ufacık bir gölü veya bir yayla yolunu Ankara’da devasa bütçelerle “Dünya Cazibe Merkezi” haline getirirken; Gümüşhane’nin önde gelenleri, siyasileri ve STK’ları neden bu lobi faaliyetinde geri kalıyor? Şehrin marka değerini artırmak için bürokrasinin hantal çarklarını kıracak, STK’ları tek bir amaç etrafında toplayacak bir “Turizm Üst Kurulu” kurulması artık kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Kış aylarının en sert geçtiği illerden biriyiz. Kar bizim için sadece yolları kapatan, hayatı zorlaştıran bir unsur olmamalı. Kış turizminin sadece Süleymaniye ile sınırlı kalmadığı, tüm ilçelerimizi kapsayan bir “Beyaz Turizm” hamlesine ihtiyacımız var. Biz karın çilesini çekerken, sefasını neden komşu iller sürüyor?
Gümüşhane; Karaca Mağarası’yla, seyir teraslarıyla, Zigana’sıyla ve tarihi kaleleriyle bir bütündür. Artık pansuman tedbirler değil, radikal adımlar atılmalı. Şehri yönetenlerin, siyasilerin ve iş dünyasının artık şu gerçeği görmesi gerekiyor: Gümüşhane’nin geleceği yerin altında değil, turizmle yerin üstündedir!
Nabız29 Özel